Blog

Evin Anahtarını Yabancıya Vermek

Şöyle biraz hafızamızı zorlayalım 3 Kasım 2011...Merkez Bankası'nın sisteminin çökmesiyle Türk bankacılık sistemi genelinde gerçekleşen günlük ortalama 900 milyon TL para transferi trafiği o gün aksadı. Konuyla ilgili Merkez Bankası bankalara gereken bildirimleri yaparken gereken teknik çalışmanın sürdüğü bildirildi. Fakat meydana gelen teknik arıza o gün mesai saatleri içerisinde giderilemeyince birçok vatandaş mağdur oldu.Arıza nedeniyle vatandaşlar, hafta sonunu maaşlarını alamadan geçirmek zorunda kaldılar.Ayrıca kira, kredi, kredi kartı ödemesi gibi benzeri para transferleri de gerçekleşmediği için vatandaşlar faiz ödeyecekleri endişesine kapıldılar.Konu ile ilgili açıklama tam üç sene sonra 16 Nisan 2013'te o zamanın Borsa İstanbul başkanı İbrahim Turhan’dan geldi. 2011 yılında yaşanan ve akıllarda EFT Krizi olarak kalan olayla ilgili bilinmeyen bir gerçeği açıkladı. EFT Krizi'nin yaşandığı dönemde Merkez Bankası'nda bilgi teknolojileri konusunda sorumlu kişi olduğunu da hatırlattı.

Turhan, Merkez Bankası'nın EFT işlemleri için kullandığı yazılımın yabancı bir şirketten satın alındığını, sorun yaşandığında Londra'daki uzmanlardan destek aldıklarını bunun da işlerini çok zorlaştırdığını söyledi.

Turhan krizin yaşandığı gün Londra'da bulunan ilgili kişiye ulaşmak için yoğun çaba sarf ettiklerini ve Türk bankacılık sektörünü adeta kilitleyen bu arızanın giderilmesi için bir uzmanın kahve molasının bitmesini beklediklerini açıkladı.İşte yaşanan bu kabus -en azından merkez bankası için- bir dönüm noktası oldu ve o tarihten sonra sadece yerli yazılım kullanılmaya başladı. Milli ve yerli yazılımın bir ülke meselesi olduğu göz önünde bulundurulduğunda, özellikle Türkiye bazından bir değerlendirme yaparsak son dönemde öneminin çok daha fazla arttığını söylemek mümkün. Özellikle 15 Temmuz’un ardından gelişen süreçte milli yazılımın önemi artık hemen herkes tarafından fark edilebilir bir hale geldi. Özellikle ABD, Almanya ve İngiltere başta olmak üzere dünyanın dört bir tarafından yerli yazılım şirketlerini satın almak için teklifler yağıyor. Bu durum akıllara bir tek soru getiriyor: Neden? Şöyle açıklamaya çalışayım.Firmaların ya da kurumların sahip oldukları bilgi ve verilerin tamamını tek bir sistem üzerinde toplayabilen ERP yazılımları (Kurumsal kaynak depolama) büyük kolaylığın yanında ayrıca bir güvenlik sorununu da beraberinde getiriyor. Yabancı yazılım şirketinin isterse en kritik bilgileri alabilecek olması firmalar ve özellikle de kamu kuruluşları için büyük bir tehdit oluşturuyor. Birçok firma bu noktada kendi yazılımını kullanarak güvenlik konusunda kendini sağlama alırken, hala birçok kurum yabancı yazılım kullanarak büyük risk altında ayakta kalmaya çalışıyor.Özellikle kamu kuruluşlarının kendilerini koruyabilmesi için tamamen yerli yazılım kullanmaları gerek. Ne yazık ki bu bilinç seviyesinin çok uzağındayız. Daha basit açıklamaya çalışayım. Siz evinizin anahtarını hiç tanımadığınız birine emanet edebilir misiniz? Anahtarı verdiğiniz bu kişi istediği zaman evinize girebilir, sizinle ilgili bilgi toplaya bilir. Tüm sırlarınızı bilebilir. Hatta sizi istediği gibi şekillendirip yönetebilir de. İşte tüm bilgileri topladığınız bir yazılımı yurt dışından bir kaynaktan almak aynı şeydir. Servis sağlayan şirket sizin tüm bilgilerinize ulaşabilir. Neler yaptığınızı, ne planladığınızı öğrenebilir ve rakiplerinizle paylaşabilir. Konu devlet olunca ulaşabileceği bilgilerin değerinin hangi seviyeye çıkabileceğini siz tahmin edin. Yıllardır sahip olduğu konum başta olmak üzere birçok olumlu yönüyle tüm dünyanın dikkatlerini üzerine çeken Türkiye, milli yazılımın önemini doğru algılayamadıkça uluslararası saldırılara açık olacak. Sanayi casusluğu ve siber istihbaratın oldukça yaygın olduğu günümüzde, milli yazılımlar ülkemiz açısından çok stratejik bir öneme sahip. Kamu kuruluşlarının bilgilerini ancak yerli yazılım kullanarak korumak mümkün olabilecektir.




Yazar Hakkında

CNN Türk ve NTV’de yapımcı ve yönetmen olarak çalıştı. Ödüllü belgesel, program ve haber paketleri hazırladı. Jones Lang LASalle yönetiminde Cevahir AVM’nin kurumsal İletişim Direktörlüğünü yaptı. Mentor Medya çatısında Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Konya Selçuklu Belediyesi ve Safranbolu Belediyesine danışmanlık hizmeti verdi. Halen Gais Security PR Koordinatörü olarak çalışmakta olan Ufuk İşman, evli ve iki çocuk babası.






Yorum Yapmak İçin Giriş Yapın.