Blog

Rusya Federasyonu’nun Türkiye’ye Yönelik Siber Saldirisinin Enformasyon Savaşi Bağlaminda Analizi

Rusya Federasyonu (RF), bir siber güç olarak, günümüzde siber uzayı domine eden en önemli aktörlerden biri konumundadır. Bu gücün sistematiğine ve planlamasına yönelik detayların temelleri ise RF’nin siber uzay ile ilgili olarak 2000’li yılların başı itibariyle ortaya koyduğu 10’a yakın resmi ve gayri resmi doktrin ile stratejik belgenin analiz edilmesi ile anlaşılabilecektir. Halihazırda espiyonaj, kontr/espiyonaj, dezenformasyon, elektronik savaş kabiliyetleri, psikolojik savaş ve propaganda, siber saldırı gibi faaliyet ve planlamaları kapsayan geniş bir siber savaşı kabiliyetine sahip olan RF, sahip olduğu siber etkinlik ve gücü, siber uzaydaki gelişmeleri yakından takip ederek ortaya koyduğu yeni savaş stratejileriyle birlikte, günümüzde dış politika hedeflerine ulaşmak amacı doğrultusunda bir baskı aracı olarak kullanabilmektedir.

 

Genelkurmay Başkanı Valery Gerosimov’un 2013 Şubat ayında yayımladığı “Military “The Value of Science in Prediction” adlı makalesinde ortaya koyduğu görüşler kapsamında, RF’nin “siber savaş gücü”, “özel kuvvet operasyonları” ve geniş bir “enformasyon savaşı” planlamasıyla desteklenen “karma askeri operasyon stratejisi” haline dönüşmüştür. Süreç içerisinde bu yeni askeri strateji uluslararası ilişkiler disiplinin de “hibrid savaş, kirli savaş”, “non-linear war”, “yeni savaş”, “bulanık savaş konsepti” şeklinde kavramsallaştırılmaya başlanmıştır.

 

Genel ve soyut olarak belirttiğimiz bu doktrin kapsamında RF, Estonya, Gürcistan, Kırgızistan ve Ukrayna ile olan ilişkilerinde enformasyon savaşı stratejisi izlemiştir. 24 Kasım 2015 tarihinde Türk F-16’larının, hava sahasını ihlal eden bir Rus Su-24 uçağını düşürmesi sonrasında başlayan siyasi gerginlik ise 14 Aralık 2015 tarihinde Türkiye’ye yönelik olarak “DDoS” saldırıları ile yeni bir aşamaya taşınmıştır. Zira bu saldırıların ardından kamuoyunda RF’nin, Türkiye ile olan ilişkilerinde de enformasyon savaşı stratejisi izlediği tartışılmaya başlanmıştır. Bu bağlamda çalışmamızda bu iddialar irdelenecek ve RF’nin sosyal medya imkanlarından azami ölçüde faydalanan ve yerel enstrümanlardan da beslenen küresel bir enformasyon savaşı strateji ile birlikte Türkiye’ye yönelik ciddi ve etkili bir siber propaganda faaliyeti sürdürüp sürdürmediği analiz edilecektir.

 

Anahtar Kelimeler: Rusya Federasyonu, Türkiye, Siber Saldırı, Enformasyon Savaşı, Valery Gerosimov

 

 

 

ANALYSIS OF CYBER ATTACK BY

RUSSIAN FEDERATION ON TURKEY

IN THE CONTEXT OF INFORMATICS WAR

             

Russian Federation (RF), as a cyber power, is currently one of the most prominent players dominating cyber space. Foundations of particulars intended for systematics, and planning of that power can be revealed by analysis of strategical documents, and of approximately 10 official and unofficial doctrines, which RF laid down for cyber power by the beginning of 2000s.

RF, which already has a wide range of cyber war capabilities including activities, and plannings such as espionage, counter/espionage,  disinformation, electronical war capabilities, pyschological war, and propaganda, as well as cyber attack;  uses its cyber efficiency and power along with new war strategies, which RF set through following developments closely,  as a pressure mechanism  in order to attain its foreign policy objectives.

Within the scope of remarks made by Valery Gerosimov- Chief of Defence,  in the article “The Value of Science in Prediction,”published on February, 2013,  “cyber war power”  of RF,  has been transformed into “combined military operation strategy,” supported by “operations by special forces,” and a large scale “informatics war.”  Through time,   this new military strategy  has been conceptualised as “hybrid war, dirty war,”  “non-linear war,”  “new war,”  “blurred war” in  international relations discipline.

RF,  followed an informatics war strategy in its relations with Estonia, Georgia, Kyrgyzstan, and Ukraine.  Political strain, which emerged out of the fact that Turkish F-16 aircraft shot down  Russian Su-24 aircraft on November 24, 2015,  due to its  violation of airspace;  was added a new dimension with “DDoS” attacks on Turkey, on December 14, 2015. Subsequent to those attacks, people started to discuss RF’s following an informatics war strategy also in its relations with Turkey.

            Accordingly, in this study, aforementioned arguments will be discussed; and RF’s global informatics war strategy, which benefits from social media means to the maximum extent, and also makes use of local means; and whether RF executes a serious, and efficient cyber propaganda activity against Turkey, or not,  will be analyzed.

 

Key words: Russian Federation, Turkey, Cyber Attack, Informatics War, Valery Gerosimov

 

 

[1]Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler ABD Doktora Öğrencisi, [email protected]

2 Uludağ Üniversitesi İ.İ.B.F. Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi,[email protected]

 

 

Giriş

RF, internetin genişleyip yayılmaya ve günlük hayatımızın hemen her alanını etkilemeye başladığı 2000’li yılların başından itibaren, siber uzay olarak adlandırılan alanda etkinlik sağlamak amacıyla planlama ve stratejiler geliştirmektedir. Tarihsel olarak, Sovyetler Birliği döneminden günümüze kadar ulaşan stratejik ve teknolojik aklın da etkisiyle, RF siber kapasitesini saldırı ve savunma yönünde genişletme eğilimindedir.

RF’nin mevcut siber kapasitesinin oluşmasında etkili ilk olay, 1979-1989 arasında devam eden Afganistan Savaşı’dır. Savaş esnasında, Sovyet Ordusu’nun psikolojik savaş tekniklerini uygulamada, ayrıca Afganistan’daki saha birlikleri ile Moskova Riyaseti arasında etkili bir iletişimi sağlama noktasında yeterince başarılı olamadıkları görülmüştür.[3] Benzer şekilde, 1994-1996 yıllarındaki Çeçen Savaşı sırasında, internet haberleşmesi ve internet haberleşmesinin ortaya koyduğu imkânlar, savaş esnasındaki olayların RF aleyhine yansıtılması kapsamında oldukça başarılı olmuştur.[4] RF, uluslararası kamuoyu nezdinde Çeçen Savaşı’nda insanlık dışı yöntemlere başvuran, savaş suçu işleyen bir devlet olarak kabul edilmiştir.[5] Söz konusu iki olayın olumsuz etkisiyle, Rus güvenlik ve askeri bürokrasisinin askeri ağ teknolojileri ve enformasyon savaşı alanındaki planlamaları ve hazırlıkları hızla gelişmeye başlamıştır. Bu planlamaların ilk sonucu olarak ise, 1999 yılına gelindiğinde, NATO güçlerinin eski Yugoslavya’daki Sırp güçlerini bombalamaya başlaması ile birlikte, Sırp ve Rus hackerler tarafından NATO’ya, üye ülkelerin askeri haberleşme sistemlerine, ABD Savunma Bakanlığı’nın alt yapılarına siber saldırılar gerçekleştirmiştir.[6]

           Bununla birlikte, RF’nin 2007 yılında Estonya’ya, 2008 yılındaki Gürcistan’a ve Litvanya’ya, 2009 yılındaki Kırgızistan’a, 2014 yılında Ukrayna’ya ve 2015 yılında Türkiye’ye yönelik siber saldırıları, RF’nin günümüzde siber espiyonaj, siber kontr/espiyonaj, dezenformasyon, elektronik savaş, psikolojik savaş ve propaganda, siber saldırı gibi faaliyet ve planlamaları kapsayan geniş bir enformasyon savaşı kapasitesine sahip olduğunu göstermesi bakımından, oldukça önemli gelişmelerdir.[7] RF, böyle bir siber etkinlik ve güce ulaşarak, siber uzaydaki yeniliklerin ortaya koyduğu imkân ve fırsatları, dış politika hedeflerine ulaşmak amacıyla çıkarları doğrultusunda kullanmayı planlamaktadır.

           Anlaşılacağı üzere, RF günümüzde siber uzayda etkili bir siber savunma ve saldırı imkân ve kabiliyetine sahip ciddi bir aktördür. Bu gücün sistematiğine ve planlamasına yönelik detayların temelleri ise RF’nin siber uzay ile ilgili olarak 2000’li yılların başı itibariyle ortaya koyduğu resmi ve gayri resmi doktrin ve belgelerinin analiz edilmesi ile ortaya konabilecektir.

 

        RF’nin Siber Güvenlik İle İlgili Strateji Belgeleri

 

            09 Eylül 2000 tarihli “Information Security Doctrine of the Russian Federation (RFEnformasyon Güvenliği Doktrini), RF’nin siber güç olma hedefi yolundaki ilk temel belgedir. Bu doktrin, RF’nin enformasyon güvenliği konusundaki yol haritasını, prensiplerini, amaçlarını ve konu kapsamındaki resmi görüşlerini genel hatlarıyla ortaya koymaktadır.[8] Doktrinde, RF’ninenformasyon güvenliğinin sağlanması konusundaki ulusal çıkarlarının temelde ekonomik yapının, sivil toplumun ve politik sistemin korunması ile sağlanabildiğine işaret edilmektedir.[9] Mezkur doktrinde, RF’nin enformasyon savaşı konsepti 2000’li yılların ilk bölümü için potansiyel iki tehdit kaynağına odaklanmıştır. Söz konusu tehdit kaynaklarının ilki, RF’nin siyasi ve kültürel yapısını etkileyebilecek olan psikolojik savaş yöntemleri, diğeri ise RF’nin enformasyon ve teknoloji güvenliğini tehlikeye atabilecek olan siber savaş teknikleridir.[10]

        Siber uzay ve siber güvenlik ile ilgili analizlerin uluslararası literatürde yoğun olarak tartışılmaya başlandığı 2000’li yıllar ile birlikte, RF’nin “bilgi güvenliği” kelimesinin ilk kez kullanıldığı resmi belgesi, 24 Ocak 2000 tarihinde yürürlüğe giren “National Security Concept of Russian Federation(RF Ulusal Güvenlik Konsepti)” isimli dokümandır. Söz konusu belgede, bilgi güvenliği kavramı ile ilgili olarak;[11]”RF’nin enformasyon alanında ivatandaşlarının güvenliği ve ekonomik çıkarlarının sağlanması noktasında telekomünikasyon güvenliğine önem vermesi ve bu alana yatırım yapması gerektiği, Rus ulusal güvenliğine yönelik olarak enformasyon teknolojileri kaynaklı artan bir tehdit yapılanmasının bulunduğu, bu kapsamda RF’nun asker güvenliğini hedef alan ve dış kaynaklı olan faaliyetler ile bilgi altyapısını etkilemeye ve manipüle etmeye yönelik iç tehditleri bertaraf etmesinin şart olduğu” hususları belirtilmiştir.

         RF hükümeti tarafından Mayıs 2009’da yayımlanan “Russia’s National Security Strategy to 2020 (2020’ye doğru Rus Ulusal Güvenlik Stratejisi)”, tüm açıklığı ile siber güvenlik meselesine odaklanması bakımından dikkat çekici bir doküman olarak karşımıza çıkmaktadır.[12] Anılan belgede, RF istihbarat ve güvenlik güçlerine Rus toplumun ve Rus devletinin kritik altyapıların korunması noktasında tedbirler alınması gerektiği işaret edilmek ile birlikte, bahse konu tedbirlerin detayı ve mahiyetine ilişkin bilgi verilmediği görülecektir. Bu itibarla da belirtilen üstü kapalı yumuşak ve savunmacı üslubun RF’nin siber güvenlik stratejilerinin gerçek amacının ve yapısının gizlenmesi hedefinde kaynaklandığı da değerlendirilebilecektir.[13]

        2011 yılında açıklanan “Conceptual Views Regarding the Activities of the Armed Forces of the Russian Federation in the Information Space (Bilgi Çağında Rus Silahlı Kuvvetleri’nin Faaliyetlerine İlişkin Kavramsal Görüşler)” isimli doküman, siber güvenlik alanında ciddi analiz, makale ve kitapları ile dünya genelinde tanınırlığı olan Keir Giles tarafından; “Rus Ordusu’nun Ön Siber Savaş Doktrini” şeklinde tanımlanmaktadır.[14] Bu dokümanda, diğer resmi RF stratejilerinin aksine bilgiyi merkeze alan bir bakış açısıyla siber faaliyetleri operasyonel bir mantık ve çatışma konsepti ile değerlendirme söz konusudur. [15] Bu kapsamda, belgede, enformasyon savaşı kavramı; “bilgi sistemlerine ve kaynaklarına zarar veren, toplumun ve hedef hükümetleri psikolojik savaş yöntemleri ile devirmeyi amaçlayan, politik, ekonomik ve kültürel sistemin altını oyan faaliyetler” şeklinde tanımlanmıştır.[16]Defansif bir bakış açısının hâkim olduğu ifade edilebilecek olan belgede, siber uzay ile ilgili olarak RF Devleti’nin askeri sorumluluklarından da bahsedilmektedir. Bu çerçevede, belgede;[17] “RF Ordusu’nun, kendi enformasyon güvenliğini sağlamak zorunda olduğu ve bu bağlamda planlamalar geliştirmesi gerektiği, bu bağlamda da ordunun enformasyon güvenliğini tehlikeye sokması muhtemel tehditleri belirlemesinin şart olduğu, söz konusu tehditlerin belirlenmesi akabinde ise RF Ordusu’nun ve bu tehditlerin ordunun organizasyon yapısını, lojistik sistemini, kontrol yapısını ve silahlı gücünü olumuz olarak etkilemesini engelleyecek tedbirler almasının önem arz ettiği”, vurgulanmaktadır. 

        09 Kasım 2012 tarihinde RF Genelkurmay Başkanlığı görevine atanan Valery Gerosimov’un 27 Şubat 2013 tarihinde “Military Industrial Kurier Dergisi’nde” yayınlanan “The Value of Science in Prediction” adlı makalesinde ortaya koyduğu askeri yaklaşım, uluslararası ilişkiler alanında geniş yankı bulmuş ve tartışmalara neden olmuştur.[18]Diğer yandan, bahse konu makale hakkındaki tartışmaları mezkur dönemden günümüzde kadar hararetli bir şekilde sürdüren temel neden ise Gerosimov’un yaklaşımına uygun bir tarzda, RF Silahlı Kuvvetleri’nin 2014 yılındaki Ukrayna müdahalesi esnasında gösterdiği çok yönlü sıcak çatışma performans ile ilgilidir. Gerçekte ise RF, Ukrayna’da yürüttüğü yeni dönem sıcak çatışma konseptinin mini bir provasını 2008 yılındaki Gürcistan’da ortaya koymuştur. Bu kapsamda, RF Silahlı Kuvvetleri Ukrayna müdahalesi sırasında, organize bir şekilde yönlendirilen ekonomik tedbirleri, siber saldırı yöntemlerini, yerel Rus azınlıkla koordineli bir şekilde gerilla faaliyeti gerçekleştiren özel piyade kuvvetlerinin operasyonlarını ve psikolojik savaş yöntemlerini kullanmıştır. Bu itibarla da RF tarafından Ukrayna müdahalesi esnasında ortaya koyduğu savaş performansı kimi analistler tarafından “hibrid savaş, kirli savaş, “non-linear” war, yeni savaş, bulanık savaş konsepti” şeklinde de tanımlanan yaklaşımlarla değerlendirilmiştir.

          Bu çerçevede, Gerasimov Doktirini ile ortaya konan prensipler dahilinde, RF, temel olarak askeri niteliğe sahip olmayan yöntemleri, askeri kapasitesini dahil ederek, daha az konvansiyonel güç ile dolayısıyla da daha az insan kaybı ve maliyet ile sıcak çatışma süreçlerini yönlendirmeyi ve yönetmeyi amaçladığı görülmektedir. Bu bağlamda, askeri bir müdahale öncesinde, hedef bölge, ülke, topluluk ya da devlete yönelik olarak siber saldırılar ile avantaj sağlanması, hedefin yıpratılması, psikolojik savaş yöntemleri ile baskı altına alınması, moralinin bozulması, savunma direncinin kırılması, kritik altyapılarına zarar verilerek, ekonomisinin zarara uğratılması, Gerasimov Doktirini ile ortaya konmak istenen hedefler arasında yer almaktadır.

          Öte yandan, Gerosimov, söz konusu askeri yaklaşımı ile temel olarak, RF güvenlik bürokrasine, askeri olmayan yöntemlerin 21.yy sıcak çatışmalarındaki artan önemine vurgu yaparak, bu konuda tedbirler geliştirilmesini önermektedir.[19]Bu kapsamda, Gerasimov Doktirini ile RF Silahlı Kuvvetleri’nin[20]; ”askeri olmayan ve özellikle siber saldırı yöntemlerini kullanan kapasite, planlama ve stratejilere sahip olması, RF istihbarat servisleri ile koordineli bir şekilde planlanan ve hedef ülkedeki dost-akraba topluluklardan da istifade eden gizli operasyonlar geliştirmesi, gerilla taktiklerini kullanan özel kuvvet birimlerini söz konusu şekilde düzenlenmiş olan hareket planlamalarına dâhil etme yeteneğine ulaşması, asimetrik tehdit yaratan psikolojik savaş yöntemlerine ağırlık vermesi”, gerektiğine işaret etmiştir. Gerasimov Doktirini’nin, Rus askeri kapasitesine tam anlamıyla uygulanması halinde ise Rus Silahlı Kuvvetleri’nin siber imkanlardan ve örtülü istihbarat servisleri ile özel kuvvetler operasyonlarının sağladığı avantajlardan maksimum düzeyde istifade eden, ofansif yönü oldukça gelişmiş bir askeri güç olacağı açıktır.

          Diğer yandan, 2013 tarihli “Concept of the Foreign Policy of the Russian Federation (RF Dış Politika Konsepti), 12 Şubat 2013 tarihinde RF Devlet başkanı Vladimir Putin’in onayı ile kabul edilmiş bir belgedir. Esas itibariyle, RF’nin dış politikasının gelecek dönem hedefleri ile ilgili temel yaklaşım ve prensipleri ele alan söz konusu belgede, enformasyon ve siber güvenlik alanında da bazı tespit ve değerlendirmeler mevcuttur.[21]Bu kapsamda, anılan belgede enformasyon alanında yaşanmakta olan yeni teknolojilerin ulusal güvenlik için tehdit olduğu vurgusu yapılarak, geleneksel yaklaşımlarının ötesinde yeni enformasyon teknikleri ve kültürel metotların modern dış politika enstrümanları arasında kabul edilmesi gerektiği ifade edilmektedir.[22]

          2013 tarihli diğer bir stratejik doküman olan “Basic Principles for State Policy of the Russian Federation in the Field of International Information Security (RF Devlet Politikasının Uluslararası Enformasyon Güvenliği Alanındaki Temel Prensipleri)” isimli belge, RF’nin siber güvenlik kapsamındaki uluslararası girişim ve planlamalarının devamı kapsamında görülebilecektir.[23] Söz konusu belgenin başlangıcında, bu belgenin RF’nin ulusal kanunları ve geçmiş dönemde yayımlanan diğer enformasyon güvenliğine ait belgeler ile uyumlu olduğu vurgusu yapılarak, hedeflenen temel amacın; “RF’nin bilgi ve telekomünikasyon teknolojileri alanında dünyanın diğer önemli güçleri ile eşitliği sağlayabileceği şartların oluşturulması” olduğu ifade edilmiştir.[24]

           Görüldüğü üzere, RF internetin ve ağ teknolojilerinin hızla yayılmaya başladığı 2000’li yıllar sonrasında, siber uzaydaki gelişmelerin verdiği avantajları uluslararası ilişkilerde bir zor kullanma ve baskı aracı olarak kullanmak amacıyla planlamalar ortaya koymuştur. RF, siber saldırı kapasitesine yönelik yaptığı yatırımların yanı sıra, siber güvenliğini sağlama ve internet teknolojileri kaynaklı siber psikolojik savaş yöntemlerini geliştirme konusunda da günümüzde önemli bir siber güç konumuna gelmiştir.

            RF, siber savunma ve saldırı kapasitesinde söz konusu gelişmişliğin bir sonucu olarak, uluslararası ilişkilerde özellikle de komşularıyla yaşadığı dış politika sorunları esnasında siber gücünü sofistike yöntemlerle kullanmaktan çekinmemiştir. Bu itibarla, RF’nin 2015 yılında Türkiye’ye yönelik siber saldırıları ile eş zamanlı olarak Türkiye aleyhine sürdürmeye başladığı siber propaganda faaliyetlerinin RF’nin siber gücünü ve bu gücüyle orantılı olarak geliştirdiği enformasyon savaşı kapasitesini göstermesi bakımından oldukça büyük önem arz etmektedir.

 

           Türkiye’ye Yönelik Siber Saldırı

           24 Kasım 2015 tarihi sabah saatlerinde Türk F-16’larının, hava sahasını ihlal eden bir Rus Su-24 uçağını düşürdüğü haberi tüm dünyada bir şok etkisi yaratmıştır. Bu olay kısa sürede derinleşerek, Türkiye ve RF arasında günümüzde çok ciddi boyutlara ulaşan siyasi gerginliğinde başlangıcını oluşturmuştur.

            Bu siyasi gerginlik, 14 Aralık 2015 tarihinde saat 12.00 itibariyle Türkiye’ye yönelik olarak“DDoS” saldırıları ile yeni bir aşamaya taşınarak, iki ülke ilişkilerindeki gerginliğin derinleşmesine neden olmuştur. Söz konusu siber saldırı ile ".tr" uzantılı adların tutulduğu sistemin kullandığı bant genişliği hedeflenerek, Türkiye’nin bankacılık ve finans, kamu kurumları, e-devlet sistemini teşkil eden kritik altyapılarının yıpratılması hedeflenmiştir.[25] Bilindiği üzere, ".tr" uzantılı adların tutulduğu sistem, ".tr" uzantılı alan adlarının yerini yönlendirmekte ve dolayısıyla sitelerin bulunmasını sağlamaktadır. Eğer bu sistem ulaşılamaz olursa, adların nerede olduğu bulunamadığından, sitelere erişim mümkün olamamaktadır. Ayrıca, saldırıların, "DNS Amplification DDoS Attack" şeklinde planlanmış olduğu da ifade edilebilecektir.[26]

          Diğer yandan, saldırılar devam ettiği esnada ise Anonymous hacker grubu tarafından 23 Aralık 2016 tarihinde bir video yayınlanarak saldırılar üstlenilmiştir. Yayınlanan videoda; “saldırıların Anonymous tarafından gerekleştirildiği, saldırının Türkiye’nin IŞID’e verdiği desteğe bir misilleme olduğu, Türkiye’nin IŞID’nden petrol aldığı, örgütü finansal olarak desteklediği, IŞID militanlarının Türkiye’de tedavi gördüğü ve saldırıların devam edeceği” belirtilmiştir.[27] Bu açıklamanın RİS tarafından planan “sahte bayrak  (false flag)” operasyonunun bir parçası olması ise kuvvetle muhtemeldir.[28]

         Bu itibarla, “DDoS” saldırılarının gerçek planlayıcısının kimliği ile ilgili olarak hiçbir zaman net bir delillendirilme yapılamayacak olmasına rağmen, Türkiye’ye yönelik saldırının en az 400.000 sitenin etkileyecek kapasitede olması, bu sitelerin ise e-devlet, üniversite, askeri ya da yerel şirket siteleri şeklinde hedeflenmesi, RF ile Türkiye arasında uçak düşürülmesi olayına bağlı olarak süregelen gerginlik, saldırılar ile Türkiye’deki tüm sistemin değilde sadece ".tr" uzantılı adların hedeflenmesi, saldırıların sadece mesai saatleri içinde gerçekleşmesi, RF’nin bu ve benzeri saldırılar kapsamındaki kabarık sicili, saldırının arka planının RF bağlantılı bir şekilde planlama ihtimalini kuvvetlendirmiştir.[29]

         Daha teknik bir yaklaşımla ise saldırıların basit bir formatta hazırlanmış olmasının, olayın arka planı gizlemek ve saldırıyı bireysel bir hacker grubu saldırısı şeklinde göstermek istenmesi amacından kaynaklandığı da belirtilebilecektir. Bu kapsamda, saldırının günlerce sürmesi için bir motor sistemine ihtiyaç duyması, bu kapasitede sunucuların uzun süreli olarak amatörler tarafından çalıştırılmasının teknik olarak mümkün olmaması, DNS sorgulamasında açık sunucu listelerine sürekli “aldatıcı (spoof)” istek göndermek suretiyle ".tr" DNS sunucularına yansıtma saldırısı yapılabilmesi için belirli bir güce gerek duyması, yapılan bu saldırılarda 30 gbps saldırı trafiği üretebilmek için sürekli olarak 5-10 GBps aralığında bir trafiğin varlığını gerektirmesi, saldırının 276.000 farklı adresten ve zaman zaman 30-40 gb boyuta erişen niteliği, bu teknik kapasitenin ise ancak bir devlet organizasyonu desteği ile sağlanabilecek düzeyde planlanabilecek olması hususları dikkate alındığında, saldırının RF desteği ile gerçekleştiği değerlendirilebilecektir.[30]

          Saldırılara cevap olarak ise Türkiye saldırıların ilk gününde yurtdışı internet trafiğini kesmiştir. Böylelikle de yurtdışından “.tr” uzantılı sitelere ulaşım da engellenmiştir.Ayrıca, saldırılar esnasında Türkiye hizmet sağlayan operatörleri gezdirerek, saldırıya uğrayan operatörleri adeta saldırılardan kaçırarak kamu hizmetinin devamını sağlamaya çalışmıştır. Bu aşamada, “Siber Olaylarla Mücadele Ekipleri (SOME)” rol oynamıştır.[31] Bir diğer tedbir ise saldırıya uğrayan DNS Server’larının geçici olarak Hollanda’ya kopyalanması şeklinde alınmıştır. Böylelikle de saldırıların boyutu hafifletilmeye çalışılmıştır.

          Söz konusu siber saldırıların etkisizleşmesi noktasındaki bir diğer husus ise Türkiye'nin internet altyapısının zayıflığı ile ilgilidir. Normalde, bu tür büyüklükteki bir saldırının “bire on şeklinde” bir cevap üretmesi beklenirken, bu durum Türkiye’de farklı gelişmiş ve saldırının etkisi daha düşük olmuştur. Bugün Türkiye'nin fiber altyapısı 250.000 km.’dir. Halbuki bu rakamın Portekiz ile kıyaslanacak olursa 4 milyon km., Afrika'nın bir ülkesi olan Gana ile kıyaslasak olursak ise 3 milyon km. olması gerekmektedir. Bunun yanı sıra Türkiye'de internet kullanımı oldukça pahalıdır. Bu nedenle de sunucu başı trafikler düşük düzeyde kalmaktadır. Avrupa'da sunucu başı 1 Gbps olan trafikler, Türkiye'de 10 Mbps gibi düşünülebilir.

          Uluslararası ilişkiler açısından ise Türkiye’ye yönelik siber saldırılar, RF’nin bugüne kadar Estonya, Gürcistan, Ukrayna, Kırgızistan ve Litvanya’ya yönelik gerçekleştirmiş olduğu saldırlar ile benzer özellikler içermektedir. Tüm bu saldırılarda olduğu gibi, söz konusu siber saldırı da “DDoS”atakları şeklinde ve Türkiye’nin kritik altyapısını olumsuz olarak etkilemeye etmeye yönelik olarak planlanmıştır. Saldırının başlangıcı ise 24 Kasım 2015 tarihli uçak düşürme olayının hemen sonrasına denk gelmiştir. Bu itibarla, saldırı ile RF’nin siber kapasitesini kullanarak, Türkiye’yi diplomatik baskılar ve ekonomik tedbirlerle birlikte köşeye sıkıştırmak istediği açıktır. Saldırılar ile eş zamanlı bir biçimde, RF’nun Türkiye’ye yönelik olarak sosyal medya olanaklarından da istifade etmek suretiyle ağır bir psikolojik savaş süreci de başlattığı ortadadır. Bu süreçte, RF’nin enformasyon savaşı enstrümanlarını kullanma noktasında ulaştığı yeni aşamayı göstermesi bakımından da oldukça önemlidir.

           Bu aşamada, RF’nin siber kapasitesinin etkisi ve gücü[32], Türkiye’nin de siber savunma stratejisindeki söz konusu çok başlı ve hazırlıksız yapısı dikkate alındığında, RF’nin Türkiye’ye yönelik siber saldırısını bir aşamaya kadar sürdürdüğü, böylelikle de Türkiye’nin siber kapasitesini test ettiği, ayrıca Türkiye ile mevcut ilişkilerdeki gerginliği daha fazla derinleştirmek istemediği, Türkiye’ye sadece siber imkân ve gücünü göstermek istediği de değerlendirilebilecektir.

            RF’nin Siber Güvenlik Stratejisinin Bir Praçası Olarak Ortaya Koyduğu Modern Enformasyon Savaşı Kabiliyeti

  Uluslararası sistemdeki etkili devletlerin, 1990’lı yıllar ile birlikte siber uzayın sağladığı imkânlardan askeri kapasitelerini destekleme ve dış politikada bir baskı aracı olarak kullanma noktasında faydalandıkları, ayrıca bu devletler iletişim ve telekomünikasyon teknolojilerinde yaşanmakta olan gelişmeleri bir enformasyon savaşı tekniği şeklinde okuyarak, bu alanda da stratejiler geliştirdikleri görülmektedir.

   Bu kapsamda, CNN’in 1991 yılındaki I. Körfez Savaşı esnasındaki yayın performansı ile başlayan, daha sonra RF’nin 1994-1996 yılları arasındaki Çeçenistan müdahalesi ile internetin bir propaganda yöntemi olarak ilk kez kullanılması ile devam eden, 2010 yılında başlayan Arap Baharı olayları kapsamında El Cezire’nin yayın politikası ile birlikte daha da gelişen, 2013 Gezi Olayları sırasındaki uluslararası medya kuruluşları tarafından yapılan yayınlarla da çok boyutlu hale gelen yeni nesil enformasyon savaşı teknikleri, sosyal medya olanaklarının da muazzam katkısıyla son yıllarda ciddi bir uluslararası müdahale aracı olarak karşımıza çıkmıştır.

           Tüm bu gelişmeleri de dikkate almak suretiyle, RF’nin de siber güvenlik stratejisinin bir parçası olarak kendi enformasyon savaşı stratejisini geliştirme kapsamındaki gayretleri 2010 yılı sonrasında ivme kazanmıştır. Bu çerçevede, Rus Rossiaya Segodnya Medya Topluluğu, 09 Aralık 2013 tarihinde Putin’in talimatıyla, RF’nun uluslararası enformasyon alanındaki faaliyetlerini yürütmek amacıyla kurulmuştur. Sputnik Multimedya Haber Grubu ise 10 Kasım 2014 tarihinde Rossiaya Segodnya’nın bünyesinde Rusya’nın Sesi ve RIA Novosti Haber Ajansları’nın birleştirilmesi ile tesis edilmiştir.[33]Gerçekte ise Sputnik’in kuruluş nedeni, RF’nun bir enformasyon savaşı hamlesi olarak, Batılı medya organlarının tek taraflı ve hegemonik yayınlarına karşı Moskova’nın yanıtı olarak değerlendirilebilecektir.[34]

Hem haber ajansı hem de radyoyu kapsayan bir medya ağı şeklinde yapılandırılan Sputnik, Türkiye’de bir internet haber portalı, etkin bir şekilde kullanılan sosyal medya ağı ve İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya ve Bursa merkezli olarak faaliyet gösteren radyo istasyonları şeklinde örgütlenmiştir.

Sputnik evrensel düzeyde ise Sputnik markası altında faaliyet gösteren, İngilizce, İspanyolca, Çince ve Arapça haber merkezleri, multimedya içerikle desteklenecek olan ve Rusça, Türkçe, Abhazca, Afganca, Almanca, Arapça, Azerice, Ermenice, Gürcüce, Fransızca, Kazakça, Kırım Tatarca, Kırgızca, Çince,KürtçeLetonya dili, Moldova dili, Tacikçe, Lehçe, Farsça, Portekizce, Sırpça, Özbekçe, Ukraynaca, Fransızca, Hintçe, Estonya dili ve Japonca haber yayın akışları ile İstanbul, Londra, Washington, Yeni Delhi, Kahire, Montevideo, Pekin, BerlinRio de Janeiro, Paris, Buenos Aires, Belgrad, Helsinki, Minsk,Kiev, Taşkent, Astana, Bişkek, Duşanbe, Sohum, Tshinvali, Tiflis, Erivan, Bakü ve Kişinev’de bulunan yerel haber ofisleri şeklinde organize olmuştur.[35]

Diğer yandan, yerel unsurlarla entegre bir şekilde, küresel ölçekte de geniş bir örgütlenme ile dizayn edilmiş olan Sputnik’in faaliyetleri ile ilgili olarak, Uluslararası Haber Ajansı Rusya Bugün Genel Müdürü Dmitri Kisyelev; “Bugün hem Batı’ya hem de Doğu’ya kendi isteklerini empoze etmeye çalışan birtakım devletlerin müdahil olduğu coğrafyalarda yıllarca sürecek iç savaşların tohumları atılarak oluk oluk kan akmasına sebep olunuyor. Renkli Devrimler ile devletler yıkılmakta; tıpkı IrakLibya,GürcistanUkrayna ve Suriye örneklerinde olduğu gibi… Artık pek çok insan bu olaylarda Amerikalılar gibi düşünmenin ve olayları onların penceresinden değerlendirmenin bir zorunluluk olmadığını anlamış durumda. Rusya söz konusu şartlarda insanlığın yararına olacak yeni bir model öneriyor; biz çok renkli bir dünya düzeninden yanayız ve bu hususta bizimle fikir birliği yapan birçok müttefikimiz de bulunmakta. Bu sebeple medya grubumuz, yeni bir dünya markası olan Sputnik’i yaratmıştır. Sputnik, her ülkenin kendi ulusal önceliklerinin, geleneklerinin, kültürünün ve tarihinin ön planda olduğu çok kutuplu bir dünya düzeninin aynası olacaktır. Bizim çok uluslu ve çok kutuplu medeniyet anlayışımızda Japonya’da Japon, Türkiye’de Türk, Çin’de Çinli ve Rusya’da Rus olarak yer almaktadır. Biz hiç kimseye Rusya’nın ulusal menfaatlerine uygun olan bir yaşamı empoze etmeye çalışmıyoruz. Bize göre her millet kendi değerleri doğrultusunda yaşam hakkına sahiptir ve böyle bir dünya düzeninin temel dinamiği de uluslararası hukuktur. Mevcut küresel düzende bugün devam etmekte olan yeniden şekillendirme süreci insanlığın yararına olacaktır. Faaliyet gösterdiğimiz hiçbir ülkede muhalif bir medya kuruluşu anlayışı ile çalışmıyoruz. Objektif yayın anlayışına uygun olarak toplumun tüm kesimleri ile eşit mesafede ve iyi ilişkiler kuruyoruz. Sputnik’in yayını tamamen yurtdışındaki izleyici kitlesine yönelik olarak hazırlandı.”şeklinde beyanda bulunmuştur.[36] Bu beyanda da açıkca vurgulandığı üzere, RF’nun Sputnik’in yayın sistematiği ile hedeflediği amaç, küresel ölçekte, ABD başta olmak üzere Batı karşıtlığı temelinde, etkili, yerel unsurlarla uyumlu, iyi örgütlü bir propaganda mekanizmasını siber güvenlik stratejisin bir parçası olarak geliştirmek olduğu açıktır.

RF’nin siber güvenlik stratejisinin analiz edilmesi kapsamında, Sputnik’in bir enformasyon savaş aparatı olarak dizayn edilmiş olmasının da detaylı bir şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, Sputnik’in geleneksel Sovyet propaganda tekniklerinin dışında, Kremlin’in doğrudan sesi olmak yerine, hedef alınan her ülkeye özgü olarak, Rus çıkarları doğrultusunda kafa karıştırıcı, yanıltıcı ve yönlendirici ve manipüle edici bir yayın akışı benimsediği de ifade edilebilecektir.[37] Yani, Sputnik bahse konu yayın akışı ile Kremlin’in bir nevi “medya silahı” olarak görülebilir.

Ukrayna krizi kapsamında değerlendirildiğinde, Sputnik’in, RF’nin ortaya koyduğu hibrid savaş yönteminin propaganda ayağını önemli ölçüde üstlendiği görülmektedir. Ukrayna müdahalesinden çok önce, Sputnik’in Ukrayna hükümeti aleyhine ve bölgedeki Rus azınlığı da kışkırtacak şekildeki bir yayın akışına ağırlık verdiği açıktır.[38] Fakat bu durum bahse konu dönemde, ÇHC ile Asya-Pasifik’te güç mücadelesi sürdüren, Suriye sorununa angaje olan ABD ile göçmen krizi ile boğuşan AB üyesi ülkeler tarafından yeterince anlaşılamamıştır.

Benzer bir durum, Suriye iç savaşı esnasında Sputnik tarafından sürdürülen yayın politikası içinde geçerlidir. İç savaşın ilk yıllarından bu yana, Sputnik Esad rejimine doğrudan destek vererek, Esad rejiminin adeta küresel ölçekteki sesi olmuştur. Türkiye’nin 24 Kasım 2015 tarihinde sınır ihlali yapan RF’ye ait bir savaş uçağını düşürmesi sonrasında iseSuriye’ye yönelik artan RF’nin askeri desteği esnasında da bu yayın politikası özellikle, Türkiye’nin cihat yanlısı Selefi ve Tekfiri gruplara yardım ettiği şeklindeki agresif bir yıpratma propagandasına dönüşmüştür. Hatta Sputnik Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) aleyhtarlığını merkeze koyarak, sosyal medyadaki imkânlardan da istifade etmek suretiyle Türkiye’ye yönelik olumsuz yayın politikasını 2016 Mart ve Nisan aylarında zirveye çıkarmıştır. Bu noktada, Sputnik’in 01 Nisan 2016 tarihli maksatlı ve yönlendirici BM'ye Türkiye-IŞİD bağlantısını gösteren belgeler...[39] başlıklı haberinin, Türkiye’de bazı medya gruplarınca kullanılma şekli dikkat çekicidir. Bunun bir sonucu olarak da Türkiye’de Sputnik’in internet sayfasının ve sosyal medya hesaplarının erişimi engellenmiş[40] ve Sputnik Türkiye Genel Müdürü Tural Kerimov'un da Türkiye'ye girişi 26 Nisan 2014 tarihinde yasaklanmıştır.[41] Sputnik’e yönelik bu tedbirler ise, 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrasındaki süreçte, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın RF’ye yapacağı ziyaretin hemen öncesinde, iki ülke arasında gerginleşen ilişkilerin iyileştirilmesine yönelik Türkiye’nin arzusunu ifade eden bir jest olarak, 08 Ağustos 2016 tarihinde kaldırılmıştır.

Bu itibarla, ortaya koyduğu siber güvenlik belgelerinde de belirttiği şekilde, RF’nin enformasyon savaşını modern jeopolitik stratejisinin merkezine koyduğu net bir şekilde ortadadır.[42] Bu stratejik yaklaşımın bir sonucu olarak, Sputnik dünyanın her hangi bir bölgesinde ve o bölgedeki her bir ülkede farklı bir enformasyon savaşı yaklaşımı göstermektedir. Örneğin, Baltık ülkelerinde Rus azınlıklar desteklenmekte ve Sovyet dönemi nostaljisi ile eski parlak günlere göndermeler yapılmakta, Türkiye’de AKP muhalifi çevrelerle uyumlu yayınlar izlenmekte ve böylelikle AKP iktidarının toplum içindeki etkinliği yıpratılmak istenmekte, Azerbaycan’da Türkiye aleyhtarlığı yapılarak Azeri Türklerine 2008-2009 yılları arasında yaşanan Türk-Ermeni yakınlaşması sürekli olarak hatırlatılmakta, Romanya’da AB’nin Romanya’yı üyelik başvurusu ile ilgili olarak sürekli oyaladığı görüşü vurgulanmakta, Slovakya ve Çek Cumhuriyeti’nde çevreci ve anti-militarist bir eğilimle yayın politikası belirlenmekte, Orta Asya’da Türkiye’nin Turancı politikalar sürdürdüğü ifade edilerek, sürekli olarak Türk ve Batı aleyhtarı haberlere yer verilmektedir.[43]Sputnik’in söz konusu yayın stratejisi dahilinde, yerel unsurlarla işbirliği yaparak, kendi yayın akışına uygun politikacıları, siyasi analistçileri, gazetecileri ve sosyal medyayı manipüle etmesi amacıyla da paralı trolleri[44] kullandığı da görülmektedir.[45]

 

Sonuç

Günümüzde devletlerin güvenliği ile ilgili konuların teknolojik gelişmelerle eşgüdümlü olduğu düşünüldüğünde, siber uzay alanındaki teknolojilere sahip olamama halinin devletler açısından ciddi bir güvenlik zafiyeti yaratacağı açıktır. Aynı şekilde devletlerin güvenliklerini sağlama noktasında, geleneksel güvenlik anlayışına göre şekillenmiş tüm kurum ve stratejilerini etkili bir siber saldırı ve siber savunma kapasitesi yaratmak adına yeniden organize etmesi de gerekmektedir.

Bu değerlendirme ile uyumlu şekilde, RF Soğuk Savaş sonrası dönemde, özellikle de 2000’li yılların başı itibariyle, gerek ordusunu ve istihbarat birimlerini, gerekse de kurumsal yapılarını siber uzayın sağladığı yeni imkanlar kapsamında etkili bir siber saldırı kapasitesine sahip olmak amacıyla yeniden organize etmeye çalıştığı, bu organizasyonu kapsamında da yeni nesil enformasyon savaşı planlamalarına özel önem verdiği ortadadır.

RF’nin yaklaşık on yıldır planlı bir şekilde geliştirdiği siber saldırı kapasitesinin en önemli ayağı olan yeni nesil siber propaganda imkanları, Soğuk Savaş döneminde enformasyon savaşı alanında SSCB tarafından ortaya konulan stratejinin çok ötesinde, artık oldukça sofistike ve niteliklidir.

Bu kapsamda, RF’nun 2007 yılında Estonya’nın bilişim sistemlerini çalışamaz hale getiren siber saldırılar ile konvansiyonel bir savaşın etkilerini propaganda ile desteklediği 2008 yılındaki Gürcistan Savaşı esnasındaki siber faaliyetleri, akabinde meydana gelen 2008 yılındaki Litvanya’ya, 2009 yılındaki Kırgızistan’a yönelik siber saldırıları ile 2014 Ukrayna müdahalesi esnasında ortaya koyduğu“yeni nesil” savaş konsepti ve uçak düşürülmesi krizi sonrasında 2015 Aralık ayında Türkiye’ye yönelik “DDoS” atakları, RF’nin siber uzaydaki kapasitesini göstermesi bakımından kayda değer örneklerdir.

RF’nin enformasyon savaşı alanındaki güçlü ve agresif rolü, çeşitli uluslararası platformlarda da açıkça vurgulanmaktadır. Bu çerçevede, Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komitesi’nin RF’nin siber propaganda faaliyetleri ile mücadeleye bütçe ayrılmasıyla ilgili verdiği karar önemlidir. Bu itibarla, “saldırgan Rus propagandası” ile mücadele etmek için “yumuşak güç” kullanılmasını öngören söz konusu kararda, Avrupa Birliği ülkelerinin RF’nin propaganda faaliyetlerine yönelik olarak tedbir alması gerektiği vurgulanmıştır.[46]

 Yine benzer şekilde, Avrupa Parlamentosu’na Temmuz 2016 ayı ikinci haftası içinde sunulan “Üçüncü Tarafların Propagandası ile Mücadelede Avrupa Birliği’nin Stratejik İletişimleri” adlı karar tasarısında,Avrupa Parlamentosu; “RF’nin özel kuruluşları (Russkiy Mir/Rus Dünyası), biren fazla dilde yayın yapan televizyon kanalları (Rossiya Segodnya/Rusya Bugün), haber ajansları (RİA Novosti, Sputnik), sosyal ve dini birlikleri (Ortodoks kilisesi dahil), sosyal medya ve sahte internet kullanıcıları dahil olmak üzere çeşitli araç ve aletleri saldırı amacıyla kullandığını, bunun Batı değerlerini tehdit ettiğini, Avrupa’yı böldüğünü, RF’ye iç destek sağlayıp Doğu’daki birlik ülkelerinin kusurlu ve sorunlu olarak algılanmasına yol açtığını kabul ediyor” denilmiştir.[47]

Bu kapsamda, RF Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, 2013 yılında Russia Today (RT)’in Moskova ofislerini ziyareti esnasında, RT yönetimini, “uluslararası medya arenasındaki Anglo-Sakson tekelciliğinin kırılmasına yönelik başarılı katkılarından ötürü” övmesi, RF’nin enformasyon savaşı alanındaki nihai hedefini işaret etmesi bakımdan dikkat çekicidir.[48]

Görüldüğü üzere, RF’nin hâlihazırda iyi planlanmış ve finanse edilmiş, hedefe odaklı, yerelleşmenin öneminin farkında olan bir enformasyon savaş stratejisi performansı koyduğu ortadadır. Bu enformasyon savaşının hedef alanları ise günümüzde Türkiye, Kafkasya, Suriye, Baltıklar, Orta ve Doğu Avrupa, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri’dir.[49]

 

 


[1]Dr, Uludağ Üniversitesi, [email protected]

[2] Uludağ Üniversitesi İ.İ.B.F. Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi, [email protected]

[3]HEİCKERÖ Roland, “Emerging Cyber Threats and Russian Views on Information Warfare and Operation”, Swedish Defense Research Agency Press,  March 2010, http://www.foi.se/rapport?rNo=FOI-R--2970--SE, 23.06.2016), p.15.

[4]BIÇAKCI Salih, “21. Yüzyılda Siber Güvenlik”, İstanbul, Bilgi Üniversitesi Yayınları, s.30, Ağustos 2013.

[5]HEİCKERÖ , loc.cit.

[6]BIÇAKCI, “21. Yüzyılda Siber Güvenlik”,  loc.cit.

[7]WIRTZ James J., “Cyber Warand Strategic Culture: The Russian Integration of Cyber Powerinto Grand Strategy”,NATO CCD COE Publications, Tallinn 2015https://ccdcoe.org/sites/default/files/multi media/pdf/CyberWarinPerspective_Wirtz_03.pdf (05.03.2016).

 

[8]MEDVEDEV Sergei A, “Offence-Defence Theory Analysis of Russian Cyber Capability”, Naval Post-Graduate School, Monterey, Colifornia ,https://www.google.com.tr/?gfe_rd=cr&ei=qzHZVrreN7Go8wfM uYegDw#q=this+thesis+represent+mikhail+tsypkin, (05.03.2016), p.55.

[9]Ministry of Foreign Affairs of the Russian Federation, “Information Security Doctrine of Russian Federation”,http://archive.mid.ru//bdomp/nsosndoc.nsf/1e5f0de28fe77fdcc32575d900298676/2deaa9ee15ddd24bc32575d9002c442b!OpenDocument, (23.03.2016). Ayrıntılı bilgi için: http://www.scrf.gov.ru/documents/ 99.html, (23.06.2016).

[10]THOMAS Timothy L.,  “Russia’s Information Warfare Strategy: Can the Nation Cope inFuture Conflicts?”, “The Journal of Slavic Military Studies”, Vol.27, No. 1, 2014, p.275

[11]NATO Cooperative Cyber Defence Centre of Excellence, “National Security Concept of Russian Federation”,https://ccdcoe.org/cyber-security-strategy-documents.html, (23.03.2016).Ayrıntılı bilgi için:http://www.scrf.gov.ru/documents/99.html, (23.06.2016).

[12]“Rustrans Useful Translations, “Russia's National Security Strategy to 2020”, http://rustrans.wikidot. com/russia-s-national-security-strategy-to-2020, (23.03.2016).

[13]GILES Kiers, “Russia’s Public Stance on Cyberspace Issues”, “4th International Conference on Cyber Conflict”,Tallinn, NATO Cooperative Cyber Defense Centre of Excellence, 2012, http://www.ccdcoe.org/pub lications/2012proceedings/2_1_Giles_RussiasPublicS, (23.03.2016), p.67.

[14]Ibid., 68.

[15]The Russian Ministry of Defense, “Conceptual Views Regarding the Activities of the Armed Forces of the Russian Federation in the Information Space”https://ccdcoe.org/strategies/Russian_Federation_ unofficial_translation.pdf, (23.03.2016).

[16]Ibid.

[17]GILES, op.cit., p.69.

[18]MEDVEDEV, op.cit.,p.55.

[19]In Moscow’s Shadows, “The Gerasimov Doctrine and Russian Non-Linear War”, https:// inmoscowsshadows.wordpress.com/2014/07/06/the-gerasimov-doctrine-and-russiannon-linear-war/., (24.03.2016).

[20]GERASİMOV, op.cit.

[21]The Russian Ministry of Defense, “Concept of the Foreign Policy of the Russian Federation”,http://archive.mid.ru//brp_4.nsf/0/76389FEC168189ED44257B2E0039B16D, (24.03.2016). Ayrıntılı bilgi için:http://archive.mid.ru//brp_4.nsf/0/6D84DDEDEDBF7DA644257B160051BF7F, (26.06.2016).

[22]Ibid.

[23]NATO Cooperative Cyber Defense Centre of Excellence, Basic Principles for State Policy of the Russian Federation in the Field of International Information Security”https://ccdcoe.org/sites/default/f iles/strategy/ RU_state-policy.pdf, (24.03.2016). Ayrıntılı bilgi için:http://www.scrf.gov.ru/documents/6/114.html, (26.06.2016).

[24]Ibid.

[25]Türk  İnternet  Sitesi, “6. Gününde Nic.tr Saldırısı Sürüyor Ama Açıklama Yok - Onun Yerine Yorumlar Var..http://www.turk-internet.com/portal/yazigoster.php?yaziid=51749, (24.04.2016).

[26]Ibid.

[27]IB Times Internet News, “Anonymous: Turkey reeling under cyberattack as government and banks websites paralysed”http://www.ibtimes.co.uk/anonymous-turkey-reeling-under-cyber-attack-government-banks-sites-paralysed-1534984, (24.04.2016).

[28]Sahte Bayrak (False Flag) Operasyonu: Gizli örgütlerin ya da istihbarat servislerinin halkı kışkırtmak, yönlendirmek veya başka bir subversif (yıkıcı/bölücü) amaçlı olarak, kendi yaptıkları bazı faaliyet ve operasyonları hedefteki kişiler yürütüyor gibi göstererek kamuyu aldatmak için tasarladıkları gizli planlamalara verilen isimdir.

[29]The Telegraph Online News, “Could cyberattack on Turkey be a Russian retaliation?”,http://www. telegraph.co.uk/technology/internet-security/12057478/Could-cyberattack-on-Turkey-be-a-Russian-retaliation .html,(24.04.2016).

[30]Türk  İnternet Haber Sitesi, “6. Gününde Nic.tr Saldırısı Sürüyor Ama Açıklama Yok - Onun Yerine Yorumlar Var..http://www.turk-internet.com/portal/yazigoster.php?yaziid=51749, (24.04.2016).

[31]Haberler İnternet Haber Portalı, “Türkiye'ye Siber Saldırının Arkasında Ruslar Var”,http://www.haberler.com/turkiye-ye-siber-saldirinin-arkasinda-ruslar-var-8006069-haberi/, (25.04.2016).

[32]YİNANÇ Barçın, “Doç. Dr. Salih Bıçakcı ile Röportaj/Rusya İsterse Türkiye'yi Taş Devrine Döndürebilir",http://www.radikal.com.tr/turkiye/rusya-isterse-turkiyeyi-tas-devrine-dondurebilir-1495797/, (24.04.2016).

[33]Milliyet Gazetesi, “Rusya’dan Medya Atağı”, http://www.milliyet.com.tr/rusya-dan-medya-atagi/dunya/detay/1968251/default.htm, (21.04.2016)

[34]Ibid.

[35]Ibid.

[36]Ibid.

[37]LUCAS Edward and NİMMO Ben, “Information Warfare: What Is It and How to Win It”, Center for European Policy Analysis (CEPA), http://cepa.org/sites/default/files/Infowar%20Report.pdf, (20.04.2016), p.1.

[38]Ibid., p.2

[39]Sputniknews Haber Portalı, BM'ye Türkiye-IŞİD bağlantısını gösteren belgeler...,http:// tr.sputniknews.com/rusya/20160401/.../rusya-bm-turkiye-isid.html, (15.04.2016).

[40]Anadolu Ajansı, “Sputnik ve DİHA'ya erişim engeli talebi onaylandı.”, http://aa.com.tr/tr/turkiye/sputnik-ve-dihaya-erisim-engeli-talebi-onaylandi-/555880, (20.04.2014).

[41]HaberTürk İnternet Haber Portalı, “Kerimov’a Yasak”http://www.haberturk.com/gundem/haber/1227586-sputnik-turkiye-genel-muduru-tural-kerimova-giris-yasagi, (20.04.2014).

[42]Ibid.,p.3

[43]LUCAS and NİMMO, op.cit., p.4-5.

[44]Trol, İskandinavya folklorunda genellikle dev ya da cüce olarak resmedilen, mağaralarda yaşayan efsanevi, çirkin bir yaratıktır. “İnternet trollüğü”:insanları tahrik ederek ve kızgınlıkla yazılmış cevaplar vereceklerini umarak, e-posta veya çevrimiçi grup mesajları göndermek şeklinde tarif edilir. Trol olarak faaliyet gösteren şahıslar, internet ve sosyal medya ortamında kasıtlı olarak karşısındaki kişinin ya da toplumun insan doğasından kaynaklanan zayıf noktalarını istismar edip, keyfini kaçırmaya ve işlerini aksatmaya çalışabilirler.

[45] Ibid., p.8-12.

[46] QHA Haber Ajansı, “Avrupa Parlamentosu, Rus propagandasıyla mücadeleyi destekliyor.”, http://qha.com.ua/tr/siyaset/avrupa-parlamentosu-rus-propagandasiyla-mucadeleyi-destekliyor/137498/ (03.10.2016).

[47] QHA Haber Ajansı, “Rusya’nın enformasyon savaşı Avrupa'nın gündeminde”, http://qha.com.ua/ tr/siyaset/rusya-nin-enformasyon-savasi-avrupa-nin-gundeminde/146826/,  (03.10.2016).

[48] Türk-Rus Haber Ajansı, “Rusya-Batı enformasyon savaşı hız kazandı.” http://www.turkrus.com/106204-rusya-bati-enformasyon-savasi-hiz-kazandi-rusca-yayinlar-arttiriliyor-xh.aspx, (03.10.2016).

[49] NİMMO Ben, “Propaganda in the new Orbit”, Center for European Policy Analysis (CEPA)http://cepa.org/files/?id_plik=2083, (23.04.2014).

 

[1]Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler ABD Doktora Öğrencisi, [email protected]

2 Uludağ Üniversitesi İ.İ.B.F. Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi,[email protected]

Kaynak

Darıcılı A. Burak ve Özdal Barış, “Enformasyon Savaşı Bağlamında Rusya Federasyonu ve Türkiye İlişkilerinin Analizi”, İstanbul Gelişim Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 4, No 1, ss.19-40, Nisan 2017.




Yazar Hakkında

I finished my Bachelor Degree in 1998 in the department of International Relations of the Faculty of Economics and Administrative Sciences in Gazi University. I began my Master Degree and graduated from the department of International Relations of the Institute of Social Sciences in Middle East Technical University (METU) in 2011. I had started my Ph.D. education at the University of Uludag in 2013 and graduated in August 2017 under the title of “Comparative Analysis of Cyber Strategies Adopted by United States of America, and Russian Federation”






Yorum Yapmak İçin Giriş Yapın.