Blog

Sosyal Medya’nın Tehlikeli Yan Etkileri

Sosyal Medya hayatımızın o kadar çok içine girdiki tüm ilişkilerimizi, duygularımızı, bizim için özel olan anları ve alanları sosyal medyadan paylaşır olduk. Bu yadsınamaz bir gerçek. Bugün Avrupa ülkeleri de dahil olmak üzere sosyal medya kullanım yaşı 10-15 aralığında. Hatta bazı yetişkinler “doğmamış çocuklarına sosyal medya hesabı biçmeye” başlamış durumda. Peki “Neden?” soruna cevap vermeye çalışmayacağım çünkü bu işin sosyal, ekonomik, kültürel, psikolojik, coğrafi etkenlerini sıralamaya kalkarsak yazı uzar gider. Bu konu ile ilgili yazılı ve görsel basında uzmanların yorumları mevcut.

Biz işin güvenlik tarafı ile ilgilenelim;

  • Sosyal Medya platformları neden var?
  • Çıkış amacı nedir?
  • Devletler bu platformlara yatırım yapıyor mu?
  • Sosyal ortamlarda ne kadar güvendeyiz? Ne gibi bilgilere ulaşılabilir?
  • Bu bilgileri kimler ne için kullanabilir?

Biz bu ve benzeri soru ve konulara dikkatleri çekmek istiyoruz.

Belgsellere, filmlere konu olan sosyal medya iletişim araçları başta birkaç arkadaşın kendi aralarında video paylaşmak için, birlikteyken çektikleri fotografları ortak bir alanda toplayarak yorum yapabilecekleri platformlar olarak ortaya çıktığı iddia ediliyor belki de gerçekten öyledir yada büyük devletlerin bir algısı olarak masumane gösterilen böyle hikayeler uyduruluyor. Hikayelerine inanıp takdir ettiğimiz bu araçların hangi ortamlarda kullanıldığını ve nasıl etikleri olduğunu hatırlamakta fayda var.

Justin Bieber gibi çocuk şarkıcıların (gerçi artık çoçuk değil) reklamı yapılarak büyük bir yıldız haline getirilmesi sosyal medyada birilerinin umudu haline geldi.

Gangam Style isimli şarkı birden patlama yaptı ve Youtube’da haftalarca izlendi ve dinlendi, 7’den 70’e herkes bu dansı öğrendi.

Bunlar masum birkaç örnek gibi görünüyor. Peki ya diğerleri?

Arap Baharı olarak adlandırılan ve tüm Orta Doğu coğrafyasını kasıp kavuran ayaklanmalar Twitter, FaceBook, Youtube kullanılarak başlatıldı. Kişiler ve kitleler manipüle edilerek sokaklara döküldü. Sonuç birileri istediğini aldı birileri ise kaybetti.

Wikileaks, Panama Leaks gibi sızıntılar öncelikle deep web’te sonrasında sosyal medya üzerinden servis edilmeye başlandı etkilerini gösterdikten sonra istifalar ve görev değişimleri oldu. Birileri kazandı birileri kaybetti.

Terör örgütlerinin bu platformlar üzerinden vahşi videolar hazırlaması, tehditler savurması, insanlara korku salmaya çalışmaları da sosyal medya üzerinden gerçekleştiriliyor.

Ülkemizde de sosyal medya araçlarının kullanımını ve etkilerini hep birlikte gördük.

Gezi Olayları ile başlatılmak istenen , Arap Baharı’nın devamı niteliğinde olacak bir iç karışıklıktı. Hatırlayın spekülatörler başka ülkelerde yaşanmış olayların videolarını ve fotograflarını Twitter Üzerinden paylaşarak sanki bir vahşet yaşanıyormuşcasına paylaşımlarda bulundular. Manipüle edilmeye müsait olan kişi ve kitleler de bu görüntülere inanıp paylaşımlarda bulundular. FaceBook ve Twitter’da ortalık yıkıldı.

Birileri tarafından Twitter fenomeni olarak kabul edilen Fuat Avni isimli hesap adete kahin gibi Türkiye’nin geleceği hakkında şifreli ve şifresiz paylaşımlarda ve iddialarda bulundu.

Son olarak 15 Temmuz Darbe Girişimi öncesinde, gecesinde, sonrasında olanları hepimiz biliyoruz. Whatsapp, Twitter, ByLock gibi uygulamalar ile yapılan girişim FaceTime ile bitirildi.

Bu olaylara yüzlerce örnek vermek mümkün biz sadece en yakın zamanda yaşadığımız  ve hepimizin tanık olduğu örnekleri hatırlatmak istedim.

Bu platformlar, görünmeyen arkasındaki devletlerin yada kişilerin amacına uygun hizmet ettiği aşikar.

Kişisel Olarak Olayın Neresindeyiz?

Buraya kadarki kısımda kişilerin, kitlelerin ve devletlerin nasıl manipüle edildiğine ve edilmeye çalışıldığına değindik.

Peki iş buralara kadar nasıl geliyor? İnsanlar sosyal medya paylaşımlarında çok şeyi “ele” veriyorlar. Dini, mezhebi, siyasi görüşü, (cinsel,sosyal vs...) eğilimleri, medeni durumu, çocuklarının sayısı, cinsiyeti,yaşı, hobiler, fobiler, maddi durum vs...

İşte tüm bu verileri sosyal medya gibi platformlarda paylaşan bir ülkenin vatandaşları için ortak profilleme yapılarak hassasiyetlerinizi, zafiyetlerinizi yüksek oranlarda tahmin edebilecek bir veri yapısı ortaya çıkıyor. Hangi ülkede nasıl bir karışıklık çıkarılarak insanlara nerelere, nasıl ve ne şekilde yönlendirilebilir? Sorularının cevaplarını bilen sistemlere dönüşüyor. Sizi kitleler halinde hipnoz olmuşcasına yönetebilir hale geliyorlar. Bu aynı ilk ve ortaokul zamanındaki şu yapıya benziyor;

Atom → Molekül →Organel  Hücre → Doku → Organ → Sistem → Organizma

Örgütsel bağlantılar, faili meçhul cinayetlerin çözülmesi, siyasi, dini, etnik görüşlerin analizinin yapıldığı, soyağacınızı çıkarıp anne kızlık soyadınızın kolaylıkla bulunabileceği , sahte hesap bile açsanız “açış şeklinizden” bile sizin kim olduğunuzu anlayan yapılarla karşı karşıyayız.

Bizler ne kadar az paylaşımda bulunursak hakkımızda o kadar az bilgi sahibi olurlar. Çağlar boyunca değişmeyen gerçeklerden birisi de “Bilgi ve bilmek güçtür” ilkesidir. Birileri ne kadar şey biliyorsa o oranda güçleniyor ve daha çok bilmek için çabalıyor.

Kanser hücresi doğrudan vücudu ele geçirmez, öncelikle en küçük yapı taşlarını ele geçirir ve sonra doku ve organlara yayılır.

Olay bireyle başlar, aileyle devam eder ve büyük kitlelere ulaşır. O yüzden sosyal medya paylaşımlarınıza dikkat edin.




Yazar Hakkında

 

İş hayatı boyunca telekom,ilaç,tekstil gibi çeşitli sektörlerde IT ve Bilgi Güvenliği konularında çalışmalar yapmıştır.TRT World kanalında Informatin Security Takım Lideri olarak görevine devam etmektedir.Yaptığı çalışmalar SIEM, DLP, Log Management, Penetration Testing,Mobile Application Pentest konularına yoğunlaşmıştır.







Yorum Yapmak İçin Giriş Yapın.