Blog

Sosyal Medya ve Bilişim Suçları

Bilgiye ulaşmak çok daha kolay olmalıydı! Dünyadaki her bilgiye ulaşmalı her an kontrol edebilmeleri gerekiyordu. Intranet, Internet derken tahmin bile edemedikleri bir hızla stratejiler teknolojiyi iteleye iteleye bugünlere getirdi. Baktılar böyle olmuyor bilgiye ulaşmak her an mümkün olmalı fikrinden hareketle dünyanın kaderinin önünden çekildiler. Kader de bizi bugünlere getirdi.

Evet, herkesin bir IP'si olmalıydı. Önceleri üniversiteler arasında kurulan iletişim ağları intranetlere daha sonra internete dönüştü. Bir zamanlar internet sadece bilgisayarlarda kullanılabiliyorken şimdilerde cebimize girdi. Büyüdü büyüdü ve artık herkes bu mecrada kendine bir yer satın almış ya da alma gayretine girmiş durumda. Artık herkes her an “online” olma gayretinde.

Online olmanın bir adım gerisinde, telefonu almadan ekmek almaya çıktığınızda unuttuğunuzu hatırladığınız andan itibaren hızlanan adımlar vardır. Ya biri arar da ulaşamazsa diye! Nefesiniz hızlanır, çoğu zaman geri dönerdiniz telefonu almak için. Artık o devir de bitti, gerçek zamanlı yaşıyoruz her şeyi! Hiçbir şeyi kaçırmıyoruz, kaçırmamalıyız! Hayat şimdi daha hızlı akıyor.

Şimdi artık kim kiminle arkadaş? Kim kimi tanıyor? Kimin kiminle tanışma ihtimali var biliniyor? Kim ne zaman neredeydi? Hatta ne zaman nerede olacağa kadar! Devasa kapasitelerde veri tabanları bizim gerçek zamanlı hayatımızı an be an kaydediyor. Artık istedikleri bilgiye her an erişebilme imkânları var. Çünkü herkesin bir IP’si var artık. 11 Eylül hadisesinden sonra 10 yıl süreli olarak çıkarılan Patriot Act yasası ise bütün bu yukarıda saydıklarımıza kanuni zemin oluşturuyor. Süresi güvenlik riskleri nedeniyle uzatıldı. Yani Amerika interneti yasal olarak dinliyor!    

Evet, buraya kadar çizdiğimiz perspektif 80'lerde strateji, 90'lardan sonra teknoloji ve şimdilerde de sosyoloji ile harmanlanan dünyamızın kısa ve net bir özeti ve bir çoğumuzun da bilmediği sonucu idi. Sosyal medyanın asosyal insanları olmanın dayanılmaz hafifliğiyle bulutların üzerinde surf yaparken eğer dikkat etmezseniz birileri de diğer tarafta aynı hafiflikle hesaplarınız arasında surf yapıyor olabilir! İşte en temel örnekle buna da biz bilişim suçu diyoruz!

 

Sanal âlemde her insan iyi niyetli olmayabilir. Hatta iyi niyetli olmayan insan sayısının her geçen yıl suç oranına bakacak olursak %100 arttığını görüyoruz. Buda bize artık internet ortamında daha dikkatli olmamız gerektiğini kanıtlıyor. Bilişim suçları temelde birçok farklı alanı kapsamaktadır. Kredi kartı hırsızlığından tacize, dolandırıcılıktan hakarete, pornografik içerikten çocuk istismarına, şirketlerin bilişim sistemlerine izinsiz erişimden bir yazılımı izinsiz kullanıma kadar farklı birçok konu bilişim suçu olarak değerlendirilmektedir. 

İnternet ortamında son zamanların en popüler konuları Sosyal Medya olarak adlandırılan çeşitli paylaşım platformları olarak öne çıkmaktadır. En yoğun suç işlenen ortamlar da yine bu platformlar olarak görülmektedir.Sosyal Medya platformları insanların internet ortamında her türlü bilgi ve belgeyi ister sınırlı ister sınırsız erişim seçenekleriyle paylaşabildikleri ortamlardır. İnternet, insana mahsus duygu ve düşünce kavramlarına sahip olmadığından üzerinde yaşattığı platformalar da böyle bir kavrama sahip değildir. Yani bir web sitesi bilgisayarın başındaki insanın cinsiyetini, yaşını veya ruh hali gibi hiçbir bilgiyi anlayamaz algılayamaz. Sadece aldığı cevaplar ile yetinmek ve bu bilgilere göre hareket etmek durumundadır. O halde bir internet sitesi örneğin 18 yaşından küçükler için uygun içerik barındırmıyorsa ana sayfasına bu seçenekleri koyması bilgisayar karşısındaki insanın bu siteye girmesine engel teşkil etmez. Kişi 18+ butonuna basarak siteye girebilir. Bu durum ise suça sebebiyet vermenin en temel noktalarından birini oluşturmaktadır.

 

Öte yandan twitter veya facebook üzerinden kanunen suç teşkil eden bir resim veya yazının başka bir kişi tarafından paylaşılmasının suç olabilmesi için o kişinin hangi niyetle paylaştığından emin olunması gerekir. Amaç suçu yaymaksa suça ortak olunabileceği gibi paylaşılan içeriği protesto amacıyla tekrar paylaşmak suç olmayabilir. Bilgisayar ve internet siteleri bu duygu ve düşünceleri de anlayamaz ve yorumlayamaz.


Gerçek hayatta suç olan, sosyal medyada da suçtur. Özgürlük kavramı her ne kadar sosyal medya ortamlarında çok daha geniş anlamlar ifade etse de belirli sınırlar içerisinde hareket etmek, duygudan anlamayan klavyenin diliyle yazıp çizmek her zaman için bir adım daha güvende olmamıza yardımcı olacaktır.

Sosyal Medya’da maalesef her geçen gün kötü niyetli insanların hızla arttığı göz önünde bulundurulduğunda söylenecek ve hiç akıldan çıkarılmaması gereken en güzel söz “Güven, kontrole mani değildir” sözüdür. Facebook üzerinden en yakın arkadaşınızdan dahi enteresan bulduğunuz bir paylaşım aldığınızda yüzde yüz doğru düşüncesiyle hareket etmek en büyük yanlış olur. Bu bakıp geçilecek bir resim ya da fıkra olabileceği gibi aksiyon gerektiren bir durumda olabilir. Dolayısı ile arkadaşınızın başkası tarafından ele geçirilmiş hesabı üzerinden gelen bilgi ne derece doğru olabilir? Bu ve benzeri durumlar sosyal medya ortamında karşılaşılan en fazla suç öneklerindendir. Özellikle aksiyon alınması gereken bir hadise var ise telefon v.s ile teyit edilmesi her açıdan sağlıklı olacaktır.

Öte yandan insanlar bazen internet ortamındaki rahatlıktan dolayı hakarete varan yazışmalar yapmakta bir mahzur görmedikleri durumlarla artık sıkça karşılaşıyoruz. Ancak internet ortamında da olsa bir hakaret alenen yapıldığı delillerle tespit edilirse cezası yüz yüze yapılan hakaretten daha ağır olabilmektedir. Bunun nedeni internet ortamında aleni olarak yapılan hakaretin bir anda yüzlerce hatta binlerce insana ulaşarak yayılabilmesidir. Uzmanlar sosyal medya ortamlarında hakarete maruz kalındığında mutlaka suç duyurusunda bulunulmasının toplum nezdinde sosyal medya ortamında işlenecek suçlar hakkında insanların daha hızlı bilinçlenmesine katkı sağlayacağını belirtmektedirler.

Teknolojinin gelişmesi ile birlikte internet ortamındaki suçlarda her geçen gün farklılaşarak artmaktadır. Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesinde internet ortamında veya bilişim sistemlerine karşı işlenen suçların nasıl cezalandırılacağı açıkça belirtilmiştir. Emniyet Genel Müdürlüğü Bilişim Suçları Araştırma Büro Amirliği bu konuda tam yetkili olarak çalışmaktadır.


Türkiye’de bilişim suçları hakkında 5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi” hakkında kanun vardır. Bu kanun ile internet ortamında işlenen suçlara karşı kişilerin ve kurumların haklarının korunması amaçlanmıştır. Lakin birçok noktası eksik ve geliştirilmesi gerektiği bütün uzmanlarca belirtilmektedir. En son Şubat 2014 tarihinde güncellenen kanun her geçen gün gelişmekte olan teknolojilerin ortaya çıkardığı farklı sosyal medya platformları üzerinde işlenen suçlara maalesef cevap verememektedir. 

Bilişim suçları ayrıca TCK içerisindeki Bilgisayar yoluyla sahtecilik, dolandırıcılık v.s gibi 503, 507, 316, 368’nolu maddeler ve 5846'nolu Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında değerlendirilir ve cezalandırılır. Adli Bilişim çalışması gerektiren durumlar ise CMK 134'de tanımlanmıştır.

İnternet de özellikle sosyal medya platformlarında işlenen suçların kanun karşısında karşılık bulması için ilgili uygulamanın suçun işlendiği ülke de yerleşik bir adresinin bulunması ve o ülke mahkemelerini tanıması gerekir. Örneğin facebook ve twitter üzerinden bir resim ya da hakkınızda hakaret içeren belgeyi kaldırtmanız için Amerika mahkemelerinde dava açmanız gerekebilir. Bilindiği kadarıyla Twitter’ın ülkemizde ofisi bulunmamaktadır.

Yazıya başlarken kısaca bahsettiğimiz herkesin bir şekilde takip altında olup yapılan her işlemin kaydedilmesi konusuna geri dönecek olursak, Patriot Act yasasının Gmail ve Hotmail gibi email sistemlerinin milyonlarca veri tabanları içerisinde arama yapabilecek kadar yetki ile hükümeti donatmasının mutlaka çok önemli bir sebebi olduğu kanısına varırız. O halde hiç farkında olmadan bir suça ortak olmak ya da suç teşkil eden hiç girmediğiniz bir siteden hiç çıkmadığınız suçlamasıyla karşı karşıya kalmak internet dünyasında pekâlâ mümkün olabilecek durumlardır. Her ne kadar tüm dünya internet ortamlarında işlenen suçlar ile mücadele konusunda kararlılıkla mücadele ediyormuş gibi görünse de istihbarat örgütlerinin en yoğun bilgi kaynaklarının yine sosyal medya platformları olduğunu unutmamak gerekir.

Biraz hayalî gelebilir ancak yıllarca facebook ile aile, eş dost ve akraba ilişkilerimizi paylaştığımız istihbarat birimleri resimlerden tam olarak bizi tespit edemediği için vesikalık resimlerimizi toplamak adına çıkardığı selfie çılgınlığı tüm dünyayı kasıp kavururken foursquare ile ayak izlerimizi kaydetmekteler. Bütün bunları birleştirdiğinizde aslında büyük fotoğrafın daha da netleştiğini göreceksiniz.

Bu demek değildir ki sosyal medyayı kesinlikle kullanmayın. Bilinçli ve dikkatli kullanın. İyi niyet her zaman iyi meyve verir derler. Bu söz Sosyal Medya’da böyle olmayabilir!




Yazar Hakkında

1979 İstanbul doğumlu Fatih Yılmaz Akan, Anadolu Üniversitesi Sosyoloji bölümü mezunu olup İstanbul Bilgi Üniversitesi Bilişim ve Teknoloji Hukuku Enstitüsü’nde Yüksek Lisans Programını tamamlamıştır. Bilişim Sektörüne 1996 yılında Acer Türkiye’de başlayıp 1998-2008 yılları arasında İhlas Haber Ajansı’nın tüm Türkiye ve yurt dışı ofislerinin teknik alt yapı kurulumlarında aktif rol aldı. 2008 yılından sonra web teknolojileri ile ilgili çalışmalara ağırlık vererek Joomla, WordPress gibi uygulamalar ile birçok web sitesi kurarak yönetti. 2010 yılından bu yana APE'nin (Akademik Perspektif Entitüsü) teknik danışmanlığını yapmaya devam etmektedir.2010 Yılından bu yana Türk Hava Yolları ve Tav Holding ortaklığında kurulan TGS'nin Bilişim Teknolojileri Şefi olarak çalışmalarına devam etmekte olup Bilişim Hukuku, Adli Bilişim, Bilgi Güvenliği, Network Haberleşme ve Dış Ortam Kablosuz Ağlar konularında çalışmalarına devam etmektedir.






Yorum Yapmak İçin Giriş Yapın.